İDDİANAMELERE GEREKEN ÖZEN GÖSTERİLİYOR MU ?

  1. Ana Sayfa
  2. Haberler
  3. İddianamelere Gereken Özen Gösteriliyor Mu ?
1457 Görüntülenme
19/12/2013
İDDİANAMELERE GEREKEN ÖZEN GÖSTERİLİYOR MU ? Ceza Muhakemesinde kovuşturmanın ön şartı olan iddianame Cumhuriyet Savcısı tarafından yazılan bir dilekçedir. İçeriğinde suç konusu olan eylem, eylemin içinde gerçekleştiği olay, eylemi gerçekleştiren ve cezalandırılması istenilen şüpheli, suçtan zarar gören mağdur, olayın nasıl gerçekleştiğinin izahı ve bunun eylemle ilişkilendirilmesi, eylemin şüpheliyle ilişkilendirilmesi, istenilen ceza ve uygulanması gereken kanun maddeleri gibi birçok mantıki izah, talep ve gerçeğe dayanan bilgi ve değerlendirme taşır. Ceza mahkemesi iddianame ile bağlı değildir. Ancak soruşturma safhasının meyvesi diyebileceğimiz iddianame şüpheli ve mağdurda olduğu kadar ceza hakiminde de psikolojik etkiler oluşturabilir. Uygulamada hakimler ve cumhuriyet savcılarının mesai arkadaşı olmaları nedeniyle oluşan samimi havanın kovuşturma safhasına taşınmaması gerekir. Zaten iddia makamı ile karar makamının kesin çizgilerle ayrılması bu hassasiyetten kaynaklanmaktadır. Ancak pratikte bunun tam anlamıyla uygulandığını söylemek gerçekten zor. Yanlış anlaşılmasın. Sözlerimizle savcı ve hakimlerin birlikte karar verdikleri ve savunmaya kulak tıkadıklarını söylemek istemiyoruz. Ama savunmanın hakimle diyalog kurabilme veya delilleri tartışabilme konusunda çektiği sıkıntının birazını bile sanığın cezalandırılmasını isteyen savcılar çekmiyor. Tabii ki duruşmalar arasındaki süreler savunmaya yeterli süre veriyor. Ancak soruşturma savcısının kovuşturmadaki etkisinin izole olduğunu söylemek kolay değil. Soruşturma safhasında savunmanın delil bildirme hakkı var olmakla birlikte savcı ile birlikte hareket edebilme ve soruşturmaya yön verebilme konusunda ciddi sıkıntılar olduğu da malum. Özellikle cumhuriyet savcılarının “işimize karışmayın” tarzında bir duruş sergilemeleri savunmanın işini zorlaştıran önemli bir “insani” faktör. Tabii ki bu “hukuki” bir faktör değil. Zira Cumhuriyet Savcıları şüphelinin “lehine” ve “aleyhine” olan delilleri eşit derecede toplamakla yükümlüdür. Bu yükümlülüklere aykırılık birçok mağduriyet yaratıyor. Sanık beraat etmiş olsa dahi yargılanmanın verdiği yıpranma ve psikolojik hasar basit bir durum değil. Ceza muhakemesinde her ne kadar haksız tutuklama ve göz altı gibi işlemlere karşı tazminat hakkı verilmiş olsa dahi bazı yargısal hasarların tazminat bedeliyle giderilmesi mümkün olmuyor. Ceza yargılamasının amacı yalnızca “gerçeğin ortaya çıkarılması” dır. Ceza yargılaması insana yöneliktir ve insanoğlu hem yaratılış bakımından hem de hukuki bakımdan özen gösterilmesi gereken bir varlıktır. Yargılanmış olmakla yeterince üzüntüye düşen bir insana “Beraat etmişsin işte” demek hiçbir sorunu çözmez. Önemli olan soruşturma safhasının en az kovuşturma safhası kadar özenle yürütülmesidir. İddianamelere sırf bu yüzden ceza yargılamasının bel kemiği olarak bakmak ve ona bir çocuğu beslerken gösterilen özenin aynısının gösterilmesi gerekir. Adalet herkese lazımdır. İnsanlar potansiyel suçlu değildir. İnsanoğluna suç işleme özgürlüğüne sahip olduğu için değer verilmiştir. Suç işleyen bir insan illa ki değersiz değildir. Ne beraat kararı iddianamenin “mutlak yanlış” olduğunu gösterir, ne de cezalandırma iddianamenin “mutlak doğru” olduğunu. Modern yargılama bilimsel verilerden en doğru şekilde yararlanan ve ön yargıları en aza indiren yargılamadır.                                                                                                             Av.Feyzullah CİHANGİR                                                                                                                    Osmaniye Barosu            
Diğer Haberler
BAROMUZ

Osmaniye Barosu, tüzel kişiliğe sahip kamu kuruluşu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Baromuzun kuruluş tarihi 12.03.1997'dir. İlk Kurucu Başkanımız Av.Ünsal KÖKTEN' dir.

Avukat Arama
Baromuza kayıtlı Avukatlarımız:
Osmaniye Barosu
UYUMLU MOBİL CİHAZLAR