Baro Başkanımız Av.Hüseyin SEZGİN'in 5 Nisan avukatlar Günü nedeni ile yaptığı açıklama........
5 NİSAN 2010-OSMANİYE
Bağımsız yargının üç ana unsurundan biri olan bağımsız savunmanın temsilcisi değerli meslektaşlarımızın Avukatlar günü kutlu olsun...
GÜNDEM, ANAYASA TARTIŞMALARI...
Değerli basın mensupları, değerli meslektaşlarım avukatlar gününün kutlandığı sıralarda hukukla ilgili konular ülke gündemini tamamı ile kaplamış bulunmaktadır. Önemli Anayasa değişiklikleri gündemdedir ve meclise sunulmuştur. Tartışmalar ve değerlendirmeler sürmektedir.
Konu önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, daha sonra da şartları oluştuğu takdirde vekillerden asillere yani meclisten halka intikal edecektir.
Basından öğrendiğimiz kadarı ile değişiklik taslağında; Anayasa'nın 10, 20, 23, 41, 53, 69, 74, 84, 94, 125, 128, 129, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 156 ve 159. maddelerinde değişiklik; Geçici 15. maddenin yürürlükten kaldırılması ile geçici üç madde eklenmesi öngörülüyor.
Bu maddelere göre özet olarak;
Memura toplu sözleşme hakkı getiriliyor.
- Siyasi partilerin kapatılması zorlaştırılıyor.
- Askere sivil yargı yolu açılıyor
- Anayasa Mahkemesinin yapısı değişiyor, mahkeme üye sayısı 19 a çıkıyor. Bu üyelerden üç tanesinin Meclis, geri kalan on altı üyenin ise Cumhurbaşkanı tarafından seçilmesi öngörülüyor.
- Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısı tümü ile değişiyor; kurul 21 asıl 10 yedek üye ile 31 üyeye çıkıyor; dört üye Cumhurbaşkanı,1 üye Anayasa Mahkemesi üç üye Yargıtay, bir üye Danıştay, yedi üye adli, üç üyeyi idari hâkim ve savcılar tarafından seçilecek. HSYK nın meslekten ihraç kararına karşı yargı yolu açılıyor.
- Geçici 15. madde kaldırılıyor 12 Eylül askeri müdahalesini yapanlara yargı yolu açılıyor.
Görüldüğü gibi anayasa değişikliği genel olarak Anayasamızın “Yargı”
Özellikle “Yüksek Yargı” ile ilgili hükümlerini kapsamaktadır.
Türkiye bir süre daha bu gündemle meşgul olacak. Yani konusu “hukuk” olan bir gündemin ülkeyi tümü ile kapladığı bir günde avukatlar gününü kutluyoruz.
Anayasa değişikliklerinin önemini Avukatlar olarak şüphesiz bilmekteyiz. Ancak tartışmaların odağını teşkil eden konular için söyleyeceklerimiz var.
Geçmişte de siyasi iktidarlar, yargıyı eleştirmiş, yargının yapılacak icraatları engellediği öne sürülmüştür. Yargı ise her devirde iktidarın yargıya baskı yaptığını iktidar gücü ile isteği doğrultusunda kararlar çıkarmaya zorlandıklarını öne sürmüştür. Öyle ki bu süreç içinde seçilmiş meclisler askeri darbelere muhatap olarak değişmiş, bu darbeler neticesinde Anayasalar yeniden yapılmıştır. Askeri müdahalelerden sonra yapılan Anayasaların ortak özelliği bir önceki Anayasaya tepki maddelerinden oluşmasıdır. 1924 Anayasası 1960 ihtilalinden sonra yapılan 1961 anayasası ile tümüyle değişmişti, 1961 Anayasasına hâkim unsur iktidarı olağanüstü sınırlamak, özgürlükleri ve yargıyı olağanüstü güçlendirmekti. Neticede çok özgürlükçü ve bağımsız yargıyı öne çıkaran bu Anayasa 1980 ihtilali ile kaldırılmış 1982 senesinde yeni bir Anayasa bu kez 1961 Anayasasına tepki olarak yapılmış, halkoyuna sunulmuş ve halkın tamamına yakınının oyu ile yürürlüğe girmiştir.
Şimdi yapılan ise 1982 anayasasına tepki Anayasası olarak düşünülebilir mi? İncelenmesi gereken önemli nokta buradadır.
YASALARI UYGULARKEN...
Bizce YASALARI (ANAYASA DA DÂHİL) İNSANLAR UYGULAR; UYGULAYICILAR ADALET DUYGUSU TAŞIDIKLARINDA BÜTÜN SORUNLAR ÇÖZÜLECEKTİR.
Örnek verdiğimizde, siyasi iktidar tamamen kendi yanında(görüşünde) olduğuna inandığı bir hâkimi Anayasa Mahkemesine veya Hâkimler Savcılar Yüksek Kuruluna tayin etme yetkisi taşısa da o hâkimi görevlendiren iktidar, hak ve adalet kurallarını ön planda tuttuğu sürece sorun olmayacaktır. Diğer yandan göreve gelen “Hâkim” kendisini görevlendirene değil hukuk kurallarına hakka ve adalete uygun davrandığı sürece sorun yoktur. Bu olgunluğa ulaşıldığı gün bağımsızlığa ve bağımsız yargıya, yüksek adalet duygusuna uyan kurallara kavuşacağımıza inanmaktayız. Unutulmaması gerekir ki bazı batı ülkelerinde yazılı Anayasa bulunmamaktadır; ancak temel hukuk kuralları hak ve adalet duygusu kökleşmiş kurallar bütünü içinde adalet dağıtımı sürmektedir. Yüce milletimizin en güzele en iyiye ve en adaletliye layık olduğuna inanmaktayız. Yasa uygulayıcılarının çok büyük bölümünün adalet duygusu içinde çalıştıklarını yarım asra yaklaşan avukatlık hayatımızda gördüğümüzü söyleyebiliriz.
Ayrıca, Anayasa değişikliğinin sadece Yüksek Yargı ile ilgili değil, zor günler geçiren tarım kesimi lehine Avrupa Birliği Müktesebatına uygun güvenceler de taşıması gerektiği görüşündeyiz.
MESLEK SORUNLARIMIZ…
Her adli yıl açılışında, her avukatlar gününde dile getirdiğimiz,
—Genel bütçede yargıya ayrılan payın %1 den, en az %5 e çıkarılması gerektiğini,
—Buna bağlı olarak adalet hizmeti verenlerin adaletli kararlar verebilmeleri için insan gücünün yeteceği iş yükü altına girebilmelerini temin için hâkim-savcı ve yargı çalışanlarının sayılarının artırılmasını,
—Yüksek Yargı’da sürekli ve artarak biriken, bazı dairelerde sayıları yüz binleri geçen dosya sayılarının azaltılması için, özetle adaletin gecikmemesi için gerekli tedbirlerin hiç zaman geçirilmeden alınmasını,
—Yargı hizmetini lüks tüketim olarak gören düşünceyi terk ederek Avukatlık hizmetlerinden alınan %18 KDV nin tamamen kaldırılmasına bu mümkün olmadığı takdirde zaruri tüketim madde ve hizmetlerindeki seviyeye indirilmesinin gerekliliğine inanmaktayız.
—Diğer yandan hükümetin, Adalet hizmeti için gerekli fiziki şartların iyileştirilmesi yolunda attığı büyük adımları takdirle karşıladığımızı ifade etmekteyiz. Ülkenin her yerinde yapılan modern Adliye binalarını adalet kurumuna samimi bir yaklaşımın göstergesi olduğunu düşünüyoruz. Bu safhada siyasi iktidarın ve Yüce Meclisin Adaletin gecikmemesi için acil önlemler almak üzere yasal düzenlemeleri acilen başlatmasını da dilemekteyiz.
DEMOKRASİLERDE MUHALEFET ÖNEMLİDİR…
Adalet, eğitim, sağlık ve topyekûn-sürdürülebilir kalkınma yolunda ilerleyebilmemiz için gerek merkezi gerek yerel düzeyde çalışmalar yapılmalıdır...
Adalet ve insan hakları, demokrasi gibi kavramlar öncelikle gelişmiş bir ülkede anlam kazanır. Yani önce bağımsızlık, sonra adalet daha sonra da kalkınma gelmelidir... Bunlar şüphesiz belirgin bir istikrar ortamını gerektirir... İnsanları birey olabilmiş bir memlekette, refah içerisinde yaşayabilmek arzusunu hep duyduk... Bütün bunlar akılcı ve doğru bir ülke yönetimini gerektiriyor. İktidarın yanında sağlıklı ve yapıcı bir muhalefete ihtiyaç vardır.
Bugünlerde ülkemizde meydana gelen pek çok gerilimin nedenlerinden biri de maalesef memleketin yönetimine gerçekten talip olduğu izlenimi verebilen bir muhalefetin varlığının hissedilememesidir. Bu nedenle iktidarın insan temelli uygulamalarının anlaşılabilmesi güçleşmekte, muhalefetin işlevini ise son derece sakat ve sakıncalı şekilde siyasi partiler dışındaki unsurlar yerine getirmeye çalışıyor gibi görünmektedir. İktidar ile yargı, ordu zaman zaman basın yoluyla toplumun ve dünyanın gözleri önünde görüş münakaşasına girmektedir. Bu tartışmalar demokrasiye büyük zararlar verebilme riski taşımaktadır. Oysa ülke yönetimine talip, uygun bulmadığı politikaların neden uygun bulunmadığını gerekçeleri ile ortaya koyacak, daha önemlisi ekonomik(işsizliğe çare), sosyal (sağlık-eğitim), hukuksal(geciken adalete somut çözüm önerileri) getirecek muhalefet ihtiyacı bulunduğu hissedilmektedir. Böylece siyasi iktidarla Yargı veya TSK tartışmayacaktır.
YEREL KALKINMA ÇALIŞMALARI…
Bu ortamda memleketin meselelerine en akilci yollarla sahip çıkma gayreti içindeyiz. Yerel bazda çalışmalar yapıyoruz. İlimizde kuruluş çalışmaları yaptığımız kalkınma platformumun sorunların çözümüne katkı sağlayabileceğine inanmaktayız. Bu çalışmalara kuruluş safhasında olmasına rağmen büyük destek veren, bunu bilimsel çalışmaları ile sağlayan Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Yönetimine minnetlerimizi sunmaktayız. Üniversitemizin Osmaniye ile bütünleşmesi Osmaniye’nin ise Üniversite ile bütünleşmesi neticesinde ilimizi ve bölgemizi çok daha aydınlık günlerin beklediğine inanmaktayız.
Aramızdan ayrılan değerli meslektaşlarımızı rahmetle ve özlemle andığımızı ifade etmek istiyorum.
Aramıza yeni katılan değerli genç meslektaşlarımızın avukatlık mesleğinin onuruna uyan davranışları ve adalet duygusu içinde sağlıkla başarıyla sürdürecekleri bir meslek hayatı dilemekteyim. Bütün meslektaşlarımın avukatlar gününü kutlarım.
OSMANİYE BARO BAŞKANI
AVUKAT HÜSEYİN SEZGİN |